
J. J. Rousseau'yu da pek sevmem ama ilkel zamanlara olan tutkusuna benzer bir tutkuyu -zaman bana ters gelse de kimi zaman- benim de duyduğumu söyleyebilirim.
Evet, şu an sizin de söylediğiniz gibi sohbet etmenin güzelliğinin kendisini "sohbet etme!!!" dayatısına bıraktığı anlar geçmekte ve kim bilir zaman bu konuda zaman ne düşünüyor? Olası bir düşünce için;

Aslında ölümle ilgili yapılmış olan ancak benim süreklilik kavramına uyarlayacağım bir film repliği pay etmek isterim sizlere;
"-Yaşadığınız en iyi seksi düşünün veya yediğiniz en iyi yemeği! Eğer bunlar sonsuza dek devam etselerdi, başka deyişle sürekli olsalardı gerçekten en iyi olurlar mıydı?" Hayır, bırakın en iyi olmayı, ahududu ödüllerinde ödülü garantilemiş olurlardı...
KUSURSUZ CİNAYET...
Ölen: Zaman...
Katil: İnsan, herkes ya da hiç kimse...
Sebep: Şiddetli İletişimsizlik
Suç aleti: Teknoloji...
Suç mahali: Zaman makinesi
Suç Saati: Purves Çağı'nda* herhangi bir zaman
Hafifletici sebepler: Zamanın görüngü öğeleri
Günah Keçisi: Küreselleşme
Formül: “Gerçek zaman” / “gerçek boşluk” = "boş zaman / yokluk"...
Karar: Zamana havale...
Sonuç: Tarih, tekerrürlerden bir ibarethane...
*Purves Çağı: “Geçtiğimiz günlerde gazetelerde ve haber bültenlerinde "Beş yıldır ölüydü, kimse fark etmedi!" başlığıyla yer alan bir haberde; İngiltere'de 89 yaşında bir kadının cesedinin, alt komşusunun "tavandan gelen sudan sebepli" şikâyette bulunması ile ortaya çıkması konu ediliyordu. Kadının faturaları bankaya yatan emekli maaşı sayesinde otomatik olarak yatırıldığından ve ancak 5-6 senede bir posta aldığı için, yokluğu fark edilmemiştir...”
Ben de böylesi bir haberi okuduktan sonra yakın çağın kapandığı küreselleşme çağının başladığını söyleyenlere nazire yaparak çağın adının "Purves Çağı" olduğu görüşündeyim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Dostmodern Hyde Park'a hoş geldiniz :D
Bu sizin bana yazdığınız ilk yorumunuzsa, dövüşeceksiniz... Welcome the erdost club...
Yorum yazmanız beni mutlu eder, yorumunuz etmese bile...
Yaz işte be...